Bir gün ölseniz... E hepimiz öleceğiz diyorsunuz ama öldükten sonra gözlerinizi açtığınızda çok tanıdık bir yerde olsanız! Mesela geçmişinizde.. Ken Grimwood kahramanımız Jeff'i kitabın en başında öldürüyor. Ana karakter daha baştan ölürse elbette bu işte bir gariplik vardır. Yaa işte, adam tekrar tekrar diriliyor ama bizim bildiğimizden farklı şekilde.
Siyah beyaz kabartmalı kitap kapağı furyasının ilk başladığı dönemlerde, yeni çıkan kitapların arasında gezinirken dikkatimi çekti. Yine bir kapağın görünüşüne kandım :) Esasında dış görünüşe hiç önem vermem kitabın kokusuna bakar öyle alırım (he kavun gibi seçiyorum kitaplarımı ama inanın hepsinin ayrı kokusu var :)) ama pazarlama stratejisi olsa gerek, cezbetmeli bir ürün kendini aldırmak için. Her neyse kitabın kapağında afilli bir sarmal ortasında bir saat. İlginç diyerek alıyorsunuz ve üstünde dank ettiren bir cümle: "Hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız..." Hoppalaa, tamam tekrar yaşamayı ister herkes ama işin içine zorunluluk girince, orda bi dur diyor insan.
Jeff gerçekten istediğinden değil zorunluluktan bir daha bir daha geliyor dünyaya. Ama sıfırdan değil, ölüyor bi uyanıyor 18 yaşında, gençliğinde.. Hayatı yeniden yaşadığından artık kendi olasılıklarını hesaplayıp değiştirebiliyor. Zengin oluyor çünkü at yarışlarını, borsadaki hisseleri, para getirecek büyük filmleri önceden biliyor.. Bunların hepsini önceden bilip kendine ikinci, üçüncü yeni bir hayat kuruyor ama her seferinde ölüp yeniden başlamak zorunda kalıyor. Üstelik neden hayatı tekrar tekrar yaşamak zorunda olduğunu bilmeden.. Hayatı tekrar yaşamanın en zor yanı ise sevdiği insanlara kendini bir daha sevdirmek zorunda kalması oluyor..
Ken Grimwood'un ilk olarak bu kitabını okumuştum.. Dili çok akıcı olduğundan ve parçalar arasında kopukluk olmadığından bana göre çok rahat okunan bir yazar. Üstelik çok basit sorulara, basit isteklere ilginç hayal dünyası eşliğinde muhteşem cevaplar veriyor her kitabında. Örneğin Sil Baştan'da "hayatı tekrar yaşamak isterim" dileğini, Kayboluş'ta "keşke başka bir hayat yaşasaydım" arzusunu, Zaman Çarkında "ölümsüz olmak nasıl bir duygudur" sorusunu muhteşem bir kurgu ile anlatıyor. İnsanların hemen hepsinin istediği şeyleri bu üç kitapta farklı bir baış açısı ve hayal gücüyle ele alıyor Grimwood.
Fakat artık bu kitapların devamı gelmeyecek çünkü kendileri bizim hayatımızı yaşadığımız dönemde yok artık. 2003 yılında artık paralel evrende mi devam etti hayatına yoksa geçmişe mi gitti bilinmez ama aramızdan ayrıldığı bir gerçek. Türkiye olarak Ken Grimwood'u çok geç tanıdık. İlk olarak Sil Baştan kitabı 2010 yılında Türkçeye çevrildi ve çok satanlarda yerini aldı. Ardından Kayboluş ve Zaman Çarkı geldi. Ama hepsi bu kadar işte. Dahası yok, hayat kısa işte; başkalarının hayatını yaşamak isteyecek kadar güzel değilse de, geçmişte yaptıklarımızdan pişman olduğumuz için yeniden yaşamak istesek de , hiç ölmemeyi hayal etsek de bir gün her şey sonlanıyor. Bu yüzden bunlara üzülmeyi bırakıp bu kitapları okuyun derim :)
Nerden buluruz ederiz diyorsanız: Sil Başta/Grimwood
Okuyunuz efenim okuyunuz.. Malum ya çok okuyan ya çok dolanan :))
Siyah beyaz kabartmalı kitap kapağı furyasının ilk başladığı dönemlerde, yeni çıkan kitapların arasında gezinirken dikkatimi çekti. Yine bir kapağın görünüşüne kandım :) Esasında dış görünüşe hiç önem vermem kitabın kokusuna bakar öyle alırım (he kavun gibi seçiyorum kitaplarımı ama inanın hepsinin ayrı kokusu var :)) ama pazarlama stratejisi olsa gerek, cezbetmeli bir ürün kendini aldırmak için. Her neyse kitabın kapağında afilli bir sarmal ortasında bir saat. İlginç diyerek alıyorsunuz ve üstünde dank ettiren bir cümle: "Hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız..." Hoppalaa, tamam tekrar yaşamayı ister herkes ama işin içine zorunluluk girince, orda bi dur diyor insan.
Jeff gerçekten istediğinden değil zorunluluktan bir daha bir daha geliyor dünyaya. Ama sıfırdan değil, ölüyor bi uyanıyor 18 yaşında, gençliğinde.. Hayatı yeniden yaşadığından artık kendi olasılıklarını hesaplayıp değiştirebiliyor. Zengin oluyor çünkü at yarışlarını, borsadaki hisseleri, para getirecek büyük filmleri önceden biliyor.. Bunların hepsini önceden bilip kendine ikinci, üçüncü yeni bir hayat kuruyor ama her seferinde ölüp yeniden başlamak zorunda kalıyor. Üstelik neden hayatı tekrar tekrar yaşamak zorunda olduğunu bilmeden.. Hayatı tekrar yaşamanın en zor yanı ise sevdiği insanlara kendini bir daha sevdirmek zorunda kalması oluyor..
Ken Grimwood'un ilk olarak bu kitabını okumuştum.. Dili çok akıcı olduğundan ve parçalar arasında kopukluk olmadığından bana göre çok rahat okunan bir yazar. Üstelik çok basit sorulara, basit isteklere ilginç hayal dünyası eşliğinde muhteşem cevaplar veriyor her kitabında. Örneğin Sil Baştan'da "hayatı tekrar yaşamak isterim" dileğini, Kayboluş'ta "keşke başka bir hayat yaşasaydım" arzusunu, Zaman Çarkında "ölümsüz olmak nasıl bir duygudur" sorusunu muhteşem bir kurgu ile anlatıyor. İnsanların hemen hepsinin istediği şeyleri bu üç kitapta farklı bir baış açısı ve hayal gücüyle ele alıyor Grimwood.
Fakat artık bu kitapların devamı gelmeyecek çünkü kendileri bizim hayatımızı yaşadığımız dönemde yok artık. 2003 yılında artık paralel evrende mi devam etti hayatına yoksa geçmişe mi gitti bilinmez ama aramızdan ayrıldığı bir gerçek. Türkiye olarak Ken Grimwood'u çok geç tanıdık. İlk olarak Sil Baştan kitabı 2010 yılında Türkçeye çevrildi ve çok satanlarda yerini aldı. Ardından Kayboluş ve Zaman Çarkı geldi. Ama hepsi bu kadar işte. Dahası yok, hayat kısa işte; başkalarının hayatını yaşamak isteyecek kadar güzel değilse de, geçmişte yaptıklarımızdan pişman olduğumuz için yeniden yaşamak istesek de , hiç ölmemeyi hayal etsek de bir gün her şey sonlanıyor. Bu yüzden bunlara üzülmeyi bırakıp bu kitapları okuyun derim :)Nerden buluruz ederiz diyorsanız: Sil Başta/Grimwood
Okuyunuz efenim okuyunuz.. Malum ya çok okuyan ya çok dolanan :))

Yorumlar
Yorum Gönder